LATMOS’UN PÜRENLERİ

Halk arasında “funda”, “püren” ve “süpürge çalısı” gibi adlarla anılan bitkiler, Latmos’un geniş coğrafyasında doğal olarak yetişen ve ekosistem açısından önemli bir yere sahip olan bitkilerdendir.Latmos’un olağanüstü güzellikteki coğrafyasında, doğal yayılış gösteren fıstık çamlarının arasında ilk bakışta boş gibi görünen alanlar, pürenlerin pembe ve mor çiçekleriyle renklenir. Oysa bu alanlar, sanıldığı gibi işe yaramayan kıraç araziler değil; pek çok canlıya yaşam olanağı sunan, doğanın kendi dengesi içinde varlığını sürdüren önemli yaşam alanlarıdır.Pürenlerin çiçeklerinden beslenen bal arıları, bu bitkilerin nektarından yararlanarak kendileri için önemli bir besin kaynağı elde eder. Püren nektarının ağırlıklı olarak kullanıldığı ballar, koyu renkleri ve kendine özgü keskin aromalarıyla bilinir. Dolayısıyla pürenlikler, yalnızca doğal bitki örtüsünün değil, yöredeki arıcılık faaliyetlerinin de önemli bir parçasıdır.
DEKAMER’DE TEDAVİLERİ TAMAMLANAN KAPLUMBAĞALAR DENİZE GÖNDERİLDİ

İzmir bölgesinde yaralı olarak bulunan ve Muğla’nın Ortaca ilçesindeki Dalyan İztuzu’nda faaliyet gösteren DEKAMER’de (Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi) tedavi ve rehabilitasyon süreçleri başarıyla tamamlanan Helios, Zafer, Efes ve Arda isimli dört Caretta caretta (iribaşlı deniz kaplumbağası), yeniden doğal yaşamlarına kavuşmaları amacıyla İzmir’in Selçuk ilçesindeki Pamucak Segaş Plajı’na getirildi.
BU DOĞA HEPİMİZİN, BİRLİKTE KORUMALIYIZ

Yabancılar tarafından Toskana’ya benzetilen Yaylaköy altındaki doğal alanlara dökülen hafriyat atıkları ve çöplerle ilgili geçtiğimiz günlerde bir paylaşım yaparak ilgili kurumları göreve davet etmiştik.Tülüşah gibi endemik ve nadir bitki türlerini barındıran makilikleri, vadiler boyunca uzanan zeytinlikleri, dere yataklarını çevreleyen kızılçam ağaçları ve Kuşadası Körfezi’ne hakim eşsiz manzarasıyla öne çıkan bu alanın, kontrolsüz atık dökümleri nedeniyle doğal yapısının bozulduğunu kamuoyuyla paylaşmıştık.
İLK İNSANLARDAN İLK YERLEŞİMLERE

Çarşamba Söyleşileri etkinliklerinin bu haftaki konuğu arkeolog Levent Kutbay oldu.“İlk insanlardan ilk yerleşimlere” konulu bir sunum gerçekleştirildi.
Sunumda, en yakın primat akrabalarımızla olan genetik bağlarımızdan başlayarak insanın dünya sahnesine çıkış hikayesine odaklanıldı.Şempanzelerle ortak atadan ayrılan ilk homininlerin ayağa kalkışından; Homo habilis’in ilk aletleri şekillendirmesine, Homo erectus’un ateşi evcilleştirmesinden, Neandertal, Denisova ve Homo sapiens’in aynı dünyayı paylaştığı döneme uzanan evrimsel süreç ele alındı.
ATMACA ÖZGÜRLÜĞE UÇTU

Kuşadası’nda, zeytinliklerin arasında bulunan evinde yaşayan Oya Açıkalın, balkon camına bir yırtıcı kuşun çarptığını ve hareketsiz kaldığını bildirerek EKODOSD’dan yardım istedi.Kedilerin zarar vermemesi için kuşu geçici olarak bir kafese alan Oya Açıkalın, hangi tür olduğunu bilmedikleri bu kuşun kurtarılması için destek istedi.



