Aydın İli’nin Söke İlçesine bağlı Yeşilköy sınırları içerisinde yer alan, zamanında sazan ve yılanbalıklarının cenneti olarak bilinen Azap Gölü, zehir kusmaya devam ediyor.
Son günlerde birçok balık ve kuş ölümleriyle gündeme gelen Azap Gölü’nde, bugün ilk kez yavru balıklar da ölmeye başlamıştır. Binlerce yavru balık gölün yüzeyini kaplayarak, göldeki hayatın bittiğini göstermektedir.
“Ben bu gölün suyundan çay demler içerdim” diyen gölün balıklarını avlama ihalesini elinde bulunduran Mehmet DALKILIÇ “ Gölün yıllardır balıkçılığını yapmaktayım. Bu göl aslında en güzel göllerimizden biriydi. Şu an da ölü göl formuna geldi. Gölün balığını avlamak için yıllık 4.500 TL. Para veriyorum. Bu parayı çıkarabilmem mümkün değil. Balıklar ölüyor. Gölün dibi bu kocaman sarıbalık ölüleriyle dolu. Ben bu gölü ekmek yemek için kiraladım. Ancak ekmek yemekten de vazgeçtim, yeter ki bu gölü kurtarsınlar.” Dedi.
EKODOSD üyesi Galip SANTUR “ Sık sık işim gereği yurt dışına gitmekteyim. Yurtdışındaki gölleri buradakiyle karşılaştırdığımızda, farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Oradaki gölün suyunun berraklığı, gölün içinde yüzen balıkların suyun içindeki görüntüleri, insana mutluluk veriyor. Doğanın güzelliğini o temiz coğrafyayı görünce seviniyorsun. Aslında bizim coğrafya çok daha güzel ama buradaki ekolojik dengenin bozulması, göllerimizin bu hale gelmesi bizleri çok üzüyor. Avrupa’da olsa devletin bütün ilgili kurumları göle müdahale ederdi. Bu durumla ilgili çok acil önlem alınması gerekiyor, aksi takdirde hiç birimiz bu durumdan yarar sağlamayacağız” dedi.
EKODOSD derneği olarak göldeki değişimleri sürekli takip ediyor ve üniversitedeki bilim insanlarıyla paylaşıp, işbirliği yapıyoruz. Bu kurumlardan birisi de Süleyman Demirel Üniversitesi.
SDÜ Bilim adamlarından Yr.Doç.Dr. Erol KESİCİ’ DE, Azap’la yakından ilgilenen bir bilim insanı.
Geçtiğimiz hafta; Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektörü Prof. Dr. Metin Lütfi BAYDAR, Azap Gölü'nde bulunan canlıların ölümüne yol açan kirliliğin önlenmesi için Süleyman Demirel Üniversitesinden bir heyetin, gölde bilimsel inceleme yapacağını bildirmişti. Süleyman Demirel Üniversitesi Eğirdir Su ürünleri Fakültesi’nden Yr.Doç.Dr Erol KESİCİ başkanlığındaki heyet Azap Gölü’ne gelerek incelemelerine başladı.
Azap Gölü’nden su, bitki ve hayvan örneklerinin Süleyman Demirel Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi laboratuarlarında araştırılacağını belirten Dr.KESİCİ “daha önceki çalışmalarımızda ve Mayıs 2010 da gölde meydana gelen gaz çıkışlarında belirlenen limnolojik sonuçlara göre AZAP GÖLÜ için ciddi önlemlerin alınması gerektiğini belirtmiştik. Bu gün gelinen noktada Azap Gölü’nün suyunu parlak yeşil renkli boyayı andıran görünüme sokan MİKROSİSTS (mavi-yeşil Alg-Siyanobakteri)’in çok aşırı oranda artışı söz konusudur.” Mikrosists türleri bir kısmının zehirli olduğunu belirten Dr.KESİCİ “mikrosistlerin aşırı çoğalması AZAP Gölü’nde suyundaki çözünmüş oksijenin azalmasına(hipoksia) ve bazı kesimlerinde de çözünmüş oksiyenin tamamen yok olmasına(anoksia) neden olduklarında Azap Göl’ü nde yavru balıklarında tamamen ölmesine neden olmuştur. Azap Gölü’nün dip kesimleri ölü balık ve su canlılarıyla dolu vaziyette olup sıcaklıkla birlikte ortamda ağır kokuların oluşmasına neden olmaktadır.”.
TÜM BALIK ve SU CANLILARI OKSİJENSİZLİKTEN ÖLÜYORLAR
Azap Gölü’nde “beni kurtarın” dercesine sudan başını dışarı çıkaran balıklar, nefes almaya çalışarak ölüyorlar. Dr. Kesici Azap Gölü’nden hiçbir amaçla su alınmaması, ölü balıkların hiçbir canlıya yedirilmemesi, göle girilmemesini belirtti. Dr. Kesici Azap Gölü çalışmalarının sonuçlarının yakın zaman içinde sonuçlanacağını, fakat bu günkü manzara karşısında gölle ilgili günü birlik değil daha radikal önlemler ve araştırmalar gerektiğini belirtti.
Azap Gölü’nde yılan balığı artık yaşamıyor. Balıkların her çeşidi Sazan, Meriç sazanı, kefal ve güneş balıkları hepsi ölüyor.
Geçtiğimiz günlerde gölün suyundan zehirlenen, Dünyada nesilleri tehlike altında bulunan Tepeli Pelikanlardan bir tanesi göl suyundan zehirlenmiş, tedavisi yapılarak kontrol altında tutulmaktaydı. Ne yazık ki bu nadir kuşta yaşamını yitirdi.
Azap Gölü’nde balıklar ağızları açık bir şekilde çatlayarak ölüyor. Sadece balıklar değil, bütün canlılar yaşamını yitiriyor.
Sulak alanlarımızın korunması ve sularımızın iyi yönetilmesi, hem doğal hayatı, hem göldeki balıkçının ekonomisini, hem de göl kıyısında yaşayan yöre insanlarının geleceğini yakından ilgilendirmektedir.
Azap Gölü, adı gibi “azap” çekiyor. Göl tamamen bittiğinde, o bölgede yaşayanlar “azap” çekmeye başlayacaktır. Türkiye’nin belki de en güzel kuş gözleminin yapıldığı bu küçük şirin göle, sorunlara çare bulunması için, ilgili kurumları davet ediyoruz.



