
Yaptığımız araştırmalar sırasında rastladığımız bir Hayıt (Vitex agnus-castus L.) bitkisinin normallerinin çok üstünde büyük boyutlarda olduğunu tespit ettik.
Normal hayıtların birkaç metre uzunlukta ve çalı formunda oldukları görülür.
Bir sahilde kumulların içinde yaşam bulan bu hayıtın çalı formundan çok, anıtsallık kriteri taşıyan bir ağaca dönüşmüş olduğunu gördük.

Hayıt, 15-20 büyük baş hayvanı sıcak yaz günlerinde gölgesinde dinlenme imkanı sağlayacak kadar büyümüş ve bulunduğu alanın doğal peyzajına bir değer katmış.
Sadece yaya olarak gidilebilen pek fazla insan faaliyetlerinin olmadığı bakir bir yerde bulunması hayıtı günümüze kadar korumuş. Adeta bir anıt ağaç haline getirmiş.
Bitkinin kendine has özellikleri, yaşı, çapı ve boyu itibariyle kendi türleri arasındaki alışılmış ölçülerinin çok üzerinde bulunması, insanı etkileyen fiziksel özellikleri ve maki formundan ağaç şekline dönüşmesi nedeniyle, koruma altına alınması ve tescillenmesi için Tabiat Varlıklarını Koruma Şube Müdürlüğü’ne müracaat edeceğiz.
Hayıt bitkileri yönünden Aydın bölgesi zengin kaynaklara sahiptir. Ancak eski yıllara oranla, sadece bakir alanlarda kendini koruyabilmektedir.

Günümüzde pek kalmasa da eski yıllarda köylerde ve kırsalda hayıttan yapılan çit evler kullanılmaktaydı. Aynı zamanda sepetçilik sektörünün de ana malzemelerinden biridir.
EKODOSD bilim danışmanı Prof. Dr. Ali Çelik “Hayıt (Vitex agnus-castus L.) (bitkisi geçmişte de önemliydi günümüz de ve bu giderek artacaktır. Tıbbi ve aromatik bitkiler açısından önemli ve korunması gereken bitkilerin başında gelmektedir.
Geçmiş ile günümüzü bağlayan anıt ağaçlar önemli biyolojik zenginliklerimizdendir. Geçmiş yıllara ait bireylerin, devletlerin, ülkelerin ve medeniyetlerin sessiz tanıklarıdır. Kültürel mirasın yaşayan temsilcileri olan anıt ağaçlar hayatları boyunca medeniyetler tarihinin adeta mihenk taşlarıdır.
Bazıları önemli tarihsel olaylara tanıklık etmekte, bazıları da bireysel duygulara tercüman olup ilham kaynağı olmuştur. Toplum belleğini diri tutarak, kuşaklar arasında köprü işlevi gören bu yaşayan kültürel mirasların korunması, gelecek kuşaklar için yapılması gereken önemli bir görevdir.
Normalde maki formunda olan bir hayıt bitkisinin ağaç formuna ulaşmış bir formunun tescillenerek koruma altına alınması türün ve aynı zamanda bir ülkenin geleceği açısından önemlidir.” Dedi.

Prof. Dr. Çelik “Hayıt mine çiçeğigiller (Verbenaceae) familyasından çok yıllık çalı formunda bitki türüdür. Boyları genellikle 1-3 m olabilmektedir ve çiçekleri soluk pembe ya da mavi renkte olabilmektedir. Uygun ekolojik koşullarda daha iyi bir gelişim gösterip ağaç formuna da geçebilmektedir.
Akdeniz maki vejetasyonunun tipik elementidir. Bitki habitat olarak dere yatakları ve taşlık bölgeleri, genellikle tınlı bünyeli, nötr ve hafif alkali, kireççe fakir alanları tercih etmektedir.
Hayıt bitkisi çok kıymetli tıbbi ve aromatik bitkilerden olup antik dönemden günümüze kadar değişik amaçlarla kullanılmaktadır.
El sanatlarında özellikle sepet yapımında kullanılmaktadır. Günümüzde, Anadolu’nun birçok yöresinde, hayıt bitkisinin kullanım yaygınlığı ve yöre halkı için taşıdığı önemden dolayı yerleşim yerlerine Karahayıt, Karacahayıt, Hayıtlı ve Hayıtbükü gibi adlar vermişlerdir.
Bitkilerin kullanımı insanlığın var oluşuyla başlar günümüze kadar devam ve bundan sonrada ivmeli bir şekilde devam edecektir.
Hayıt bitkisinin kullanımıyla ilgili en erken yazılı bilgi Hitit metinleri aracılıyla günümüze ulaşmaktadır. Bu metinlerde bitkinin tohumunun ilaç olarak kullanıldığını göstermiştir. Bir başka yazılı belge MÖ 4. Yüzyılda Hippokrates tarafından aktarılmış olup bitkinin tedavide kullanıldığına dairdir.

Hayıt bitkisinin antik dönemdeki kullanımı ile ilgili detaylı bilgilerin Roma dönemine ait yazılı kaynaklarda karşımıza çıkmaktadır. Bu bitkiyle ilgili bilgi veren iki önemli yazarda biri Plinius, diğeri Dioscoridis’dir. Her iki yazar bitki için kullandığı agnos ve lygos isimlerini, bitkinin dini törenlerdeki kullanımından aldığını belirtmiştir.
Plinius, tanrıça Demeter onuruna düzenlenen Thesmophoria bayramında Atinalı kadınların tören boyunca cinsellikten uzak durmak için bu bitkinin yapraklarını ve dallarını yataklarına serptiklerini aktarmaktadır. Antik dönemde bu bitkinin kadınlar üzerindeki en belirgin etkiler menstrüasyon dönemlerinde ve hamilelik sonrasında görülmektedir.
Hippokrates hayıt yapraklarının esmer şarap içerisinde dinlendirilmesiyle elde edilen şarabın menstrüasyon düzensizliğinde, Dioscoride ve Plinius ise tohumlarının menstrüasyon düzenlemede ve bebeğini emziren kadınlarda süt salgısını artırmada kullanıldığını belirtmektedir.
Günümüzde yapılan çalışmalar da hayıt bitkisinin süt salgısını artırıcı ve menstrüasyon düzenleyici etkisiyle kadınlar tarafından kullanımın halen devam ettiğini göstermektedir.
Dioscorides’in aktardığı diğer bir bilgide hayıt bitkisinin kadınlarda doğum kontrolü amacıyla kullanıldığıdır. Dioscorides ve Plinius’un verdiği bir diğer bilgi yılan, örümcek ve akrep zehirlenmelerinde hayıt bitkisinin iyileştirici özelliğiyle ilgili olasıdır. Hayıt antik dönemde ağrı kesici ve halsizliği giderici olarak kullanılmıştır. Hayıt bitkisinden elde edilen yağ ve sirkeli bir karışımın akıl hastalıklarının tedavisinde müracaat edilmiştir. Bu tedavi yöntemi 9. Ve 12. Yüzyıllarda İslam bilginleri tarafından da psikolojik hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. Hayıt bitkisi bazı iltihaplı hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır. Dioscorides bitkinin tohumlarında hazırlana bir ekstrenin rahim çevresindeki iltihaplı durumlarda banyo şeklinde uygulanarak tedavide kullanıldığını aktarmaktadır.
Gümümüzde de halk hekimliğinde Aydın ve Muğla yörelerinde çiçeklerinin su buharı aynı yöntemlerle kullanıldığına dair bilgiler saha çalışmalarından elde edilmiştir.
Plinius hayıt tohumlarının idrar söktürücü etkilerinden bahsetmiştir. Günümüzde bilimsel çalışmalar 20 yüzyılın başlarında başlamıştır. Bu konuda çalışmalar devam etmektedir.” Dedi.



