
Halk arasında “funda”, “püren” ve “süpürge çalısı” gibi adlarla anılan bitkiler, Latmos’un geniş coğrafyasında doğal olarak yetişen ve ekosistem açısından önemli bir yere sahip olan bitkilerdendir.Latmos’un olağanüstü güzellikteki coğrafyasında, doğal yayılış gösteren fıstık çamlarının arasında ilk bakışta boş gibi görünen alanlar, pürenlerin pembe ve mor çiçekleriyle renklenir. Oysa bu alanlar, sanıldığı gibi işe yaramayan kıraç araziler değil; pek çok canlıya yaşam olanağı sunan, doğanın kendi dengesi içinde varlığını sürdüren önemli yaşam alanlarıdır.Pürenlerin çiçeklerinden beslenen bal arıları, bu bitkilerin nektarından yararlanarak kendileri için önemli bir besin kaynağı elde eder. Püren nektarının ağırlıklı olarak kullanıldığı ballar, koyu renkleri ve kendine özgü keskin aromalarıyla bilinir. Dolayısıyla pürenlikler, yalnızca doğal bitki örtüsünün değil, yöredeki arıcılık faaliyetlerinin de önemli bir parçasıdır.

Bilim danışmanımız Prof. Dr. Ali Çelik, Ericaların ekolojik önemi hakkında şu bilgileri veriyor:
“Erica cinsi (Ericaceae), dünya genelinde 700’den fazla türle temsil edilmektedir. Başlıca Güney Afrika, Akdeniz bölgesi ve Batı Avrupa’da yayılış gösterir. Türkiye’de bu cinsin doğal olarak yetişen beş taksonu bulunmaktadır ve bunlardan biri Türkiye’ye endemiktir.
Erica arborea ve Erica manipuliflora ülkemizin kıyı bölgelerinde yaygın olarak görülürken, Erica bocquetii ülkemize endemik bir türdür.Halk arasında ‘funda’, ‘püren’ ve ‘süpürge çalısı’ olarak anılan bu bitkiler, türlerine göre farklı dönemlerde çiçeklenir. Özellikle sonbaharda çiçeklenen püren türleri, diğer bitkilerin çiçeklenmesinin azaldığı dönemlerde bal arıları için önemli bir nektar ve polen kaynağı oluşturur.
Bal arıları, yaşadıkları çevredeki besin kaynakları ve diğer canlılarla sürekli etkileşim içindedir. İklim değişikliği ve doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesi, bu hassas dengeleri bozabilir. Arıların besin kaynaklarının azalması, koloni sağlığını ve bal üretiminin miktarını ve kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Püren türlerini değerli kılan yalnızca bal üretimine katkıları değildir. Bu bitkiler, arıların diğer besin kaynaklarının azaldığı dönemlerde de beslenmelerine yardımcı olur. Böylece kolonilerin kışa daha sağlıklı girmesine ve kışı daha az kayıpla geçirmesine katkı sağlayabilir.
Makilik alanların önemli bileşenlerinden olan pürenler, bitkiler ve hayvanlar arasındaki ekolojik ilişkilerin sürdürülmesinde rol oynar. Bu bitkilerin ve yetiştikleri doğal alanların korunması, biyolojik çeşitliliğin ve ekolojik dengenin geleceği açısından büyük önem taşır.”

Prof. Dr. Ali Çelik’in de vurguladığı gibi, pürenler, bitkiler ve hayvanlar arasındaki doğal dengenin sürdürülmesinde önemli bir yere sahiptir.
Latmos’un arıcılık geçmişi de bu coğrafyanın kültürel zenginliğinin önemli bir parçasıdır. Antik dönemde Karya bölgesindeki bal üretimi ve ticareti, bölgenin ekonomik yaşamında önemli bir yere sahipti. Tarihsel kaynaklarda Latmos Herakleiası, Pidasa ve Theangela’dan Mısır’a bal gönderildiğine ilişkin kayıtlar bulunmaktadır. Bu bilgiler, Latmos ve çevresindeki arıcılık geleneğinin geçmişine ışık tutmaktadır.
Dağın hemen her köşesinde, devasa kayaların üzerinde halk arasında “kovanlık” olarak bilinen arı barınaklarıyla karşılaşılması, bu coğrafyada arıcılığın geçmişten günümüze uzanan izlerini gözler önüne sermektedir.
Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu coğrafyada pürenler, arıların beslenmesinin yanı sıra keçilerin otlatıldığı ve zengin bir yaban hayatının devam ettiği makilik alanların da bir parçasıdır. Böylece tek bir bitki topluluğu; arıcılık, hayvancılık, doğal yaşam ve yöre halkının geleneksel üretim biçimleri arasında bağlantı kurmaktadır.
Doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle, eşsiz jeolojik oluşumlarıyla ve binlerce yıllık kaya resimleriyle Latmos (Beşparmak) Dağları, bölgemizin en önemli doğal ve kültürel miras alanlarından biridir. Geçmişten gelen gelenekleri yaşatan yöre insanları için arıcılık ve hayvancılık hem ekonomik hem de kültürel açıdan önemli geçim kaynakları arasındadır.

Ancak Latmos’taki zeytinlikler, fıstık çamı toplulukları ve doğal bitki örtüsü ve kültür varlıkları maden faaliyetleri nedeniyle ciddi baskı altındadır. Bu faaliyetler sonucunda pürenliklerin de yok olması, yalnızca bitki örtüsünün kaybı anlamına gelmez. Arıların besin kaynakları, keçilerin otlakları, geleneksel arıcılık ve hayvancılık faaliyetleri ve bunlarla birlikte yaşayan yöre kültürü de zarar görür.
Pürenlerle kaplı alanlar, işe yaramayan kıraç araziler olarak değerlendirilmemelidir. Bu alanlarda antik dönemden günümüze uzanan bir üretim kültürü ve birbirine bağlı bir ekosistem varlığını sürdürmektedir. Pürenlerin korunması, yalnızca bir bitkinin korunması değil; arıların, hayvancılığın, biyolojik çeşitliliğin ve yöre halkının yaşam biçiminin de korunmasıdır.
Latmos’ta tek bir bitki topluluğunun bile doğaya ve insana ne kadar büyük bir zenginlik kattığını pürenler üzerinden görebiliyoruz.
Bu nedenle, eşsiz coğrafyanın daha fazla tahrip edilmesinin önüne geçilmeli; Latmos’un doğal, arkeolojik, jeolojik ve kültürel değerleri bir bütün olarak ele alınarak alanın özelliklerine uygun, etkili ve bütüncül bir koruma statüsü oluşturulmalıdır. Aynı zamanda yöre halkının geleneksel yaşamını sürdürmesini destekleyen, doğal ve kültürel mirasın korunmasını esas alan ekoturizm projeleri geliştirilmelidir.
Latmos’u korumak, yalnızca dağları ve kayaları korumak değildir. Arıları, pürenleri, keçileri, binlerce yıllık üretim kültürünü ve bu coğrafyada yaşayan insanların geleceğini de korumaktır.
EKODOSD
(Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği)
KUŞADASI



