2013’ün son etkinliği için Gökbel yaylasına gittik.
Heredot’un deyimiyle en güzel iklimin olduğu Ege coğrafyasında, bahardan kalma bir günde yılın son etkinliğini tamamladık.
Gökbel Dağının yemyeşil çam ormanlarının içinde tertemiz oksijeni ciğerlerimize çektik.
Her tarafı maden ocaklarıyla sarılan son çam ormanlarının geleceğe taşınabilmesi için neler yapılması konusunda tartıştık.
Bölgede zeytin toplayan yerel halkla ürünleri hakkında konuştuk. Arazideki yaban hayvanları hakkında bilgi aldık.
Geçtiğimiz yıl, Latmos’a 40 km. uzaklıkta bulunan 8000 yıllık kaya resimlerinin olduğu Sağlık Köyü’ne geldik.
Köyü yukarıdan bakan kayalıkların içindeki bir mağarada bulunan tarih öncesi kaya resimlerini inceledik. Mağara içinde ateş yakıldığını gördük. Beşparmak Dağlarında yaptığımız tespitlerde, birçok mağara içinde ateş yakıldığını ve bunun sonucu olarak resimlerin tahrip olduğunu görmekteyiz. Bu konuda yöre insanlarının bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle resimlerin olduğu bölgelerde köy muhtarlarıyla birlikte yöre insanlarına bu konuda bilgi vermekteyiz. Sağlık Köyü muhtarlığına ve resimlerin bulunduğu arazinin sahibine resimlerle ilgili bilgi verdik. Kaya resimlerini tanıtan broşürler bıraktık.
Bölgede bulunan kaya mezarlarını inceledik. Bazı mezarların iki arazi arasına tahrip edilmeden sınır taşı olarak kullanıldıklarını gördük.
Sağlık Köyü’nden sonra, muhteşem bir eseri görmek için Kargı çayına geldik. Binlerce yıldır ayakta kalmayı başaran bir Roma köprüsünü inceledik.
Bu muhteşem coğrafyanın sadece dağlarından yağ, ovalarından bal akmadığı, aynı zamanda binlerce yıllık insanlık miraslarıyla dolu olduğunu gördük. Saklı bir vadinin içinde dimdik ayakta duran bu binlerce yıllık mühendislik harikası köprüyü ne yazık ki çok az insan bilmektedir. Sadece bu köprüye yönelik turizm etkinliklerinin yapılabileceği güzellikte olan bu harika eser, Aydın Turizmine kazandırılmalıdır. Yurt dışı fuarlarında posterlere, broşür ve kitapçıklara mutlaka konulmalıdır.
Yıkılıp gitmemesi ve sonunun ünlü İncekemer Köprüsüne benzememesi için sahip çıkılmalıdır. Özellikle Kuşadası seyahat acentaları ve Rehberler Odası ve Dernek üyeleri bu harika köprüyü mutlaka görmelidir. Fotoğraf kulüpleri ve dernekleri köprünün en güzel görüntülerini çekerek tanıtılmasına katkı yapmalıdır.
Köprünün yanıbaşındaki eski su değirmenlerinin kalıntılarını, zeytin işliklerini inceleyerek buradan ayrıldık.
Roma İmparatorluğu döneminde çok zengin olan, halkının zevk ve eğlenceye düşkünlüğüyle ve harp çalan kızlarıyla ünlü Antik Alabanda kentine geldik.
Profesyonel turist rehberi olan üyelerimizden kentin tarihi hakkında bilgiler aldık.
Geniş bir coğrafyaya yayılan kentin buluntularını inceledik.
Bu kadar yorgunluktan sonra acıkınca, soluğu Çine’nin meşhur köftecisinde aldık. Tereyağlı pideleri, zeytinyağlı piyazları, nar gibi kızarmış köfteleri, közlenmiş kuru soğan ve biberleri, camız kaymaklı ekmek kadayıflarını yiyerek, yaktığımız kalorileri bir çırpıda geri aldıktan sonra Kuşadası’nın yolunun tuttuk.
Onursal üyemiz Dr. Anneliese PESCHLOW’dan yeni yıl tebriği aldık.
Karadere resimlerinin birisinde, tarihin en eski dansçılarının oyunlarını gösteren, insanların mutluluğunu simgeleyen bu anlamlı resimli kutlama için PESCHLOW’a teşekkür eder, hepinizin 2014’e, 8000 yıl önce bu insanlar gibi mutlu, birlikte ve kardeşçe girmenizi diler, yeni yılınızı kutlarız.



