“Doğma büyüme Burunköy’lüyüm. Hayatım hep doğanın içinde geçti.
Dağ, bayır, ova dinlemez yürürdü. Sağlam adamdı yani.
Cuma akşamları bir de ramazan haricinde hergün yarım otuzbeşlik götürürdü.
Bahçenin yanındaki pinarı gösterir “oğlum bu ağaca iyi bak” derdi.
Babam çocukluğunda hep bu pinarın gölgesinde oynarmış.
Çocukluğunda da ağaç aynı büyüklükteymiş. Hep düşünürdüm bu ağaç
kaç yaşında acaba diye. Köyden çok geldiler “gel şu ağacı keselim,
iyi odun çıkar bundan” dediler.
Kılına dokundurmam dedim. Yazın sıcak olur bizim buraları. Pinar çok güzel gölge verir.
Köyün gençleri “altına beton dökelim, sıcaklarda gelir, kafayı çeker, yatarız” dediler.
Onu da yaptırmadım.
Bu çok değerli bir ağaç benim için. Köyümüzün gururu bu.
Ben yaşadığım sürece kimseyi bu ağacın kılına dokundurtmam.
Gezmek isteyen, görmek isteyen gelir bakar. Onlara birşey demem.
Hatta çayımızı kahvemizi içer giderler.
Ağacın yanındaki arsayı 1970’te aldım. Arsanın içinde yıkıklık bir yapı vardı.
Onu tamir ettirip güzel bir dam yaptırayım dedim. Ama pinarın dalları yıkık yapının
üzerine geliyordu. Damı yapmak için, ya pinarın dallarını kesecektim ya da
damdan vazgeçecektim. Ben damdan vazgeçtim.
Ağaç öylesine güzel dallarını serpiştiriyordu ki. İnsanın kıyası gelmiyordu.
Bu pinarın hiç bir dalını yaprağını ellemem. O kendi kendine döker, serpilir.
Her gün akşam gün batarken oturur, çayımı yudumlarken pinarı seyrederim.
Onda öylesine bir bereket var ki. Canlılık verir, hayat verir hayvanlara, kuşlara.
Tepesine birsürü kuş gelir. Gelincikler gelir, dallarında yatarlar.
Kökünün yanındaki kayanın içinde koca bir karayılan vardır.
Ben ne ağaca ne de bu hayvanlara dokunmam. Hatta onlara su koyarım,
kara yılan bile gelir suyunu içer gider, kimseye zarar vermez.
Herkes nasibini yer, içer burada. “
Diyen Burunköy’lü Mehmet AKGÜL, 700 yaşın üzerinde olduğu tahmin edilen
Pırnal Meşesi ağacının doğal korumacılığını yapmaktadır.
Bugün ön araştırma için, ilgili kurumlardan birisiyle gittiğimiz Pırnal Meşesinin,
mükemmel bir ağaç olduğu, anıt ağaç kriterlerinin özelliklerine sahip olduğu belirtilmiştir.
Bir çok kriter özelliklerine olmasının yanısıra,
en önemli özelliklerinin mistik bir hikayesinin olması ve ağaç kök yapısının
eksantrik bir form kazanarak, taşlarla bütünleşmesi olduğu tespit edilmiştir.
En önemlisi de Mehmet AKGÜL’ün, ağaca ve ağaçta oluşan küçük bir ekosisteme
korumacılık yaparak sahip çıkması.
Pırnal meşesiyle ilgili TRT Televizyonu da bir çekim gerçekleştirmiştir.
Bölgedeki bütün dağlar pırnal meşesiyle dolu olmasına rağmen, genellikle
yakacak odun ve tarım için kesildiğinden fazla büyüyememektedir.
Yaptığımız araştırmalarda bu seviyede bir pırnal meşesinin eşi benzerinin
olmadığını tahmin ediyoruz. Çağdaş yaşam koşullarından
yoksun bir şekilde yaşamını sürdüren, köyün içinden evine gelebilecek bir yolu bile
olmayan, ağacı kestirip satsa belki de 3-5 yıllık nafakasını temin edebileceği yerde,
tam aksine onu korumak için büyük çaba gösteren gönlü zengin,
yılana bile su verebilecek kadar duyarlılık sergileyen
Burunköy’lü Mehmet AKGÜL’ü kutluyoruz.
“HER KÖYDE BİR MEHMET AKGÜL” olmalı, MEHMET AKGÜL’lere
herkes sahip çıkmalı diyoruz.
HERKESİ TARİHE TANIKLIK EDEN DOĞAL DEĞERLERİMİZE
SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ.



